Çocuk Terbiyesi ve Milletin Kaderi

Değerli okyucular!
Bu zamana kadar biz sizlere, öğrenci ve öğretmenlerimizin yaptıkları etkinlikleri aktarmıştık.Geleceğin kaderini oluşturacak olan insanları  ve buna aday olan öğrencilerimizi iyi bir şekilde yetiştirirken bize en çok yardımcı olan velilerdir.

 

Bugünki sayfamızda velilerle sohbet edip, onların fikirlerini siz değerli okuyucularımızla paylaşmak istedik.Bu arada bilim ve terbiye almak için bize güvenip, çocuklarını emanet eden velilerimize de sonsuz teşekkür ederiz. Biz, elimizden geldiği kadarıyla, tüm gücümüzle inanç ve ümidi birleştirmeye çalışacağız. «Beraber kaldırılan yük hafif olur» diyor halk alimleri öyle ise, bağımsız ülkemizin geleceğine hizmet eden genç evlatlarımızı yetiştirmede her zaman sizlerle birlikte olalım, değerli velilerimiz!

Veli sohbeti için bize kapısını açan Şora Omarhan Beyefendi üç çocuk yetiştirip, oğlunu evlendirip, kızlarını gelin etmiş örnek bir baba. Özel bir firma olan Akşatau firmasının müdürü. 

-Beyefendi sohbetimize başlayacak olursak, Kazak-Türk Liseleriyle nasıl tanıştınız? Çocuğunuzu, Kazak-Türk Lisesine vermenizde ne etkili oldu?

- Bundan bir kaç yıl önce, ailemle yurt dışına tatile gittik. Oğlum o zaman 4. Sınıfta okuyordu. Tatilde hem yerli halkla hem de diğer turistlerle anlaşmada biraz zorlanıyorduk. O zaman, başka bir Kazak çocuğun bize çok faydası oldu. Galiba o da ailesiyle tatile gelmiş. 8. Sınıf öğrencisiymiş. Ama çocuk İngilizceyi çok güzel konuşuyordu. Ben, çocuğun yabancı dili bu kadar iyi konuşmasına hayret ettim ve çocukla sohbet etmeye başladım. Bu arada asıl amacım, İngilizceyi bu kadar iyi öğreten bir okul varsa, kendi çocuğumu da bu şekilde iyi eğitim veren bir yere vermekti. Sohbette anladım ki  çocuk Kazak-Türk Lisesinin öğrencisi. Bu zamana kadar ben lise hakkında herhangi bir şey duymamıştım. Kazakistan’a dönünce Kazak-Türk lisesi hakkında bilgi toplamaya başladım. Çocuklarını lisede okutan velilerle konuşup, onların fikirlerini aldım.

- O zaman Kazak-Türk Liseleri hakkında duyduklarınız arasında sizi en çok hayrete düşüren veya düşünceye sevkeden bir şey oldu mu?

-Evet, oldu. Beni hayret içine düşüren, çocuklarını Kazak-Türk Lisesine veren velilerin yüzde 80’i çocuğunun iyi bir terbiye almasını birinci sıraya koyarken, yüzde 20’si de kaliteli eğitiminden dolayı verdiklerini söyledi. Bu benim için çok önemli bir şey. Çünkü bilim ile terbiye ikizdir. Terbiye kanatı olmayan  bilimin insana faydası azdır. Ama Kazak-Türk Lisesinde bu kaide çok önemli olup, her dalın kendi uzmanları bilim vermektedir. O yüzden burayı bitirip giden öğrenciler sadece güzelliklerle tanınıp, üniversitelerini en yüksek derecede okuyan öğrenciler olmuş ve zamanımızda memlekete faydalı insanlar olmaktadırlar. Kendi oğlum da,  119 puan alıp, burslu olarak S. Demirel Üniversite’sinin «ekonomi» fakültesini kazandı ve hala bu bölümde okumaktadır.

-Sohbetimizden anladığımıza göre, çocuğunuz şimdi üniversite öğrencisi. Yani, liseden ayrılalı biraz vakit geçmiş. Ama, bu vakte kadar hala lise ile alakanızı kesmiş değilsiniz. Normal liselerde, böyle bir durumdan söz etmek imkansız desek, yalan olmaz. Bu zamana kadar alakanızın kesilmemesinin sebebini anlatır mısınız?

-Evet, bu sözünüz çok doğru. Bu da liselerin, normal liselerden farklılıklarından biri olsa gerek. Liselerde veli, öğretmen ve öğrenciler  yüksek performansta bir çalışma sergilemektedir. Veliler komisyonu değer görmektedir. Bir çok meselenin çözümünde okul idaresi ile görüşüp,  fikir alışverişinde bulunmaktadır. Çünkü bunları bir araya getiren mesele birdir: Çocuklarımızın geleceği. Kazak «kendi diktiğin elbise kötü olmaz» demiyor mu? Aynen liselerde böyle çalışıyor desem, yanlış söylemiş olmam. Beş yıl boyu her türlü aktiviteler yapıp, çocuklarımızın aldığı derecelere beraber sevinip, acılarını paylaşarak böyle bir ortam oluşmaktadır. Şu anda bizim çocuklarımızın izini takip eden, geleceğimiz olan çocuklar, liselerimizde eğitimlerine devam etmektedir. Biz ise onların velileri ile görüşüp, kendi tecrübelerimizi onlarla paylaşıyoruzz. Ben bu işten çok haz duyuyorum. Ayrıca, ben sadece Aktöbe’deki Kazak-Türk Lisesine değil, Kazakistan’ın hangi şehrine gitsem, oradaki Kazak-Türk Lisesine uğramadan, bir selam vermeden gitmiyorum. Bu benim için çok önemli. Aynen, bir zamanlar liselerde eğitimini tamamlayıp, şu anda yüksek makamlarda çalışan, liselerin meyveleri niteliğindeki bu insanlar, her yıl toplanıp eğitim aldıkları okulların ihtiyaçları varsa, ellerinden geldiği kadarıyla yardım etmektedirler. Mesela, eğitimde kullanılan son teknoloji akıllı tahta, bilgisayar vs.

-“Liselerimizde veli, öğretmen, öğrenci üçlüsü yüksek performansta bir çalışma sergilemektedir.” dediniz. Bu sözünüzü örneklerle açıklar mısınız?

- Buna örnek, yakın tarihte Aktöbe lisemiz tarfından hazırlanan semineri anlatayım. Seminer başlığı: Çocuk terbiyesi ve milletin kaderi. Bu seminere veliler ve öğretmenlerin yanında Millî Eğitim Müdürlüğünden misafirler de katılıp, kendi fikirlerini bizimle paylaştılar. Yapılan seminerde, adına uygun olarak çocuklarımızın ilim ve terbiye seviyesini daha iyiye ulaştırmak için  faydalı fikirler paylaşıldı. Bundan başkada  veliler, öğretmenler ve belletmenler beraber muhtaç insanlara yardım proğramı hazırladı. Velilerin katılımıyla yapılan spor yarışları, çevreyi tanıma turları, beraber gezi yapma, her yıl Nevruz ayında yeni yılı hep beraber karşılama hazırlıkları- bunların hepsi yukarıda söylediğim üçlünün çalışmalarının neticesidir.

-Beyefendi, liselerin kaliteli bir eğitim vermesinin en birinci vesilesi, sizce nedir? Bu konuda sizin şahsi fikrinizi alabilir miyiz?

-Aynen, yukarıda söylediğim bütün aktiviteler çocuklarımızın iyiliği için yapıldığından kesinlikle çocuklarımızın ilim yönünü de etkilemektedir. Bana göre, çocuklarımızın eğitiminin kaliteli olmasının en birinci nedeni, çocuklarımızın yatakhanede kalmasıdır. Burada belletmenlerin çalışmaları oldukça önemli. Onlar gece-gündüz çocukların yanında olup, onların bütün sorularına tatmin edici cevaplar verip, derse hazırlık vaktinde anlamadıkları bir yer varsa anlatıp, büyük bir sabırla öğrencileri terbiyelemektedirler.Yine, 14-15 yaşındaki gençlerin hatalarını da anlayışla karşılayıp, onlara abiliklerini göstermektedirler.

-«İyi geçirilen yarım saat, kötü geçirilen bir ömre bedeldir.» diyor halkımız. Sizinle güzel bir sohbet ettik. Sohbetimiz biterken neler söylemek istersiniz?

-Bu müesselerde hizmet eden bütün öğretmenlerden memnun olduğumu bildirmek istiyorum. Ayrıca, gelecekte liselerin sayısı artsa, liselere köy okullarından daha fazla öğrenci kabül edilse nur üstüne nur olur diye düşünüyorum. Çünkü şu anda liselerin yüzde 95’i şehirde yaşayan çocuklar. Buna bakarak köy okullarının eğitim seviyesi düşük diyemiyoruz. Şehirdeki çocukları liseye girmek için 1-2 yıl önceden hazırlanmaya başlıyor. Ama köy çocuklarının böyle bir imkanları yok. Bu yüzden liseye giriş sınavındaki sorular köy çocuklarına ağır gelebilir. Sıkıntı olmazsa, köy okullarından gelen çocuklar ile şehir okullarından gelen çocukların eğitim seviyesi farlı değerlendirilse. Yani memleket genelinde kabul gömüş, millet için çalışmaları ortada olan insanlar ile yazarların çoğu köy insanları.Onların devamı da köylerde olabilir. Son isteğim ise bizim batı taraflarında bir kız lisesinin açılmasıdır.

- Sohbetiniz için teşekkür ederiz. Dilekleriniz kabul olup, gelecekte kabiliyetli, bilimli bir nesil yetiştiren okulların sayısı artsın diyoruz. ize sağlık, mutluluk ve işlerinizde başarılar diliyorum.
                                                                                                                                        Röportaj yаpan: Aliye Ömirzakkızı